17 Ocak 2012 Salı

İş hayatı-Öğrencilik

Çalışmaya başlayalı 4 ay falan oldu sanırım. Hayatımda değişen bir çok şey var. Bir çok kaçırdığım şey var. Takip edemediğim şeyleri hep sonradan yarım yamalak yakalamak zorunda kalıyorum. Peki şikayetçi miyim? 
Pek değil açıkcası.
Şimdi neler değişti? Ne değişmedi ki aslında? (Yazar kişisi burda zaman kazanmaya çalışıyor..)
Öncelikli olarak daha ilk haftadan grip oluşum yüzüme çarpan kocaman bir tokat gibiydi. O hastalık 3 hafta falan sürdü çeşitli ağrılar ve sancılarla beraber. Öğrenciyken hasta olmak bir lüksmüş meğerse. Farkında değilmişiz. Kıymetini bilememişiz. Birde ilk haftaların etkisiyle, hasta olduğumu belli etmemek adına, bana en acı veren topuklu ayakkabılarım, yüzümde bi ton makyajla işe gitmeyi kendime misyon edindim. Hani çerçevem güzel olursa belki anlamazlar diyerekten. Çünkü "ilk haftadan hasta oldu" dedirtmem ben kendime. Ha bu arada saçlarımın her daim fönlü olduğunu da atlamayayım. Neyseki yavaş yavaş normale döndüm.
Uykumu düzene sokmak ise hala devam etmekte olan bir süreç sanırım. Hala tam olmadı. Ama artık az uykuyla ayakta kalmaya alıştı bünyem. Mesela gecen haftasonu, köpek gibi içtiğim bir gece üstüne sabah 8de uyandım uykumu almış olarak.(Haftaiçi 05:50 bu kız ayakta) Sonra utandımda uyumak için kendimi zorladım. 12 falan gibi kalktım sanırım. Garipsedim. Mesaim 17:00da bitmesine ve aslında bana oldukça zaman kalmasına rağmen, yaklaşık 2 saat trafikte geçtiğinden dolayı uzun bir süre boyunca akşam yemeğinden sonra (20:30-21:00) gibi uyuyarak kendimi düzene sokmaya çalıştım. Gerçi pek çalışmadım zaten bayılıyordum. 7 sene boyunca daha hala uyumamış olduğum saatte kalkıyor olmanın tarifi yok. 
Çalıştığınız zaman her şeyi ayrı ayrı dakikasına dakikasına programlamanız gerekmekte. Mesela eğer banyo yapacaksam o akşam yalan oldu bile. Zor çünkü. Tekrardan ilkokul zamanlarıma döndüm. Banyo akşamları sokakta oynamak yok, banyo akşamları arkadaşlarla buluşmak yok. Haftaiçi kendinize pek zaman ayıramıyorsunuz açıkcası. Haftasonları da haftaiçi halledemediğiniz işlerinizle, zaman ayıramadığınız arkadaş/sevgilinizle ilgilenmekten size pek bir zaman kalmıyor. Ama olsun.
Öğrenciyken kendini sosyal bi insan sanan ben, aslında o kadar sosyal bir insan olmadığımı farkettim. Artık kalmadı ama baya baya konuşmaya bile çekindiğim dönemler oldu iş yerinde. Biri bana bişi dediğinde kafamı önüme falan eğmişliğim vardır. Evet yaptım.
Çeşit çeşit insan var derdim eskiden. Hakkını tam olarak veremiyormuşum. Şimdilerde hakkaten hissederek söylüyorum bunu. Allahtan çalışma ortamı ve takım arkadaşları konusunda şanslıyım. Ama yine de çeşit çeşit insan var. Sizin masumca kurduğunuz bir cümleden ne kadar değişik anlamlar çıkabildiğine, kötü bir amaç olmasa bile nasıl yaftalandığınıza inanamazsınız. 
Öğrenciyken, okula lanet ettiğim  her an, çevremde çalışan herkes, "İş hayatına girince görücez biz seni, sen mutsuz olmaya çalışıyorsun. Öğrencilik candır." gibisinden insanlardan nefret etmemi sağlayacak cümlelerle karşılık verirlerdi bana. Açıkca söylüorum ki, bunların hepsi benim için halen yalan dolan. Biri karşıma geçip bana yine bunları söylese, çalışıyor olmanın verdiği özgüvenle saygı ve sevgi çerçevesini duvara fırlatarak ağzının payını veririm.
Dün işten eve dönmeye çalışmam tam bir kabustu mesela. O gazetelerde çıkan haberlerin hepsini ben bire bir canlı olarak yaşadım. Ama yine de öğrenci olup bu havada okula gitme deseler... istemezdim.
İkisininde zorlukları var kabul ediyorum. Ve saygı duyulcak insan her türlü zorlukla başa çıkabilcek güçte olmalı bana göre. Ama hiç bir şartta öğrenciliği, iş hayatına tercih etmezdim. Bir kere çalışıyorsun, iş yapıyorsun, işe yarıyorsun ve karşılığını alıyorsun. Belki istediğin kadar değil ama insanoğlu açtır, hiç doymaz, hep daha çok ister zaten. Böyle de bi gerçek var. Bırakın söylenmeyi o yüzden.
Benim çalışma hayatım ve öğrencilik hayatımla ilgili olarak yaşadığım en büyük değişim sanırım geceleri ağlamadan uyuyor olmam ve sabahları küfretmeyerek kalkıyor olmam. Tamam çok sevgi çiçeği olmuyorum sabahları. Ama en azından ana bacı saydırmıyorum hayata.
Kafamı toplayıp daha etkileyici yazamadım bu yazıyı, size tam hissiyatı veremedim biliyorum ama yazının ana fikri;
İş hayatını asla öğrenciliğe değişmeyecek olmam.
Umarım çalışan herkes benim kadar mutlu ve tatminkardır hayatında.
Olmayanlara ise tavsiyem, yarından tezi yok, kendileri için, mutlulukları için ve hayattan keyif almak için bir şeyler yapmalarıdır. Hayatınızdan memnun değilseniz, onu, sizin için sizden başka kimse değiştirmeyecek çünkü.
Ok kiss by!








4 yorum:

Polyanna dedi ki...

cok haklisin var ya bende suan ögrenciyim ve okul hayatim hic bitmesin istiyorum ama iste isin icinde para faktörü olunca mecbur :S Allah sana kolaylik versin tatlim :]

Firste dedi ki...

Öğrencilik ölsün. En kısa zamanda kurtulman dileğiyle :)))
Bide hoşgeldiinn

kibritci kız dedi ki...

'' Sizin masumca kurduğunuz bir cümleden ne kadar değişik anlamlar çıkabildiğine, kötü bir amaç olmasa bile nasıl yaftalandığınıza inanamazsınız. ''

bu cümlede seni o kadar iyi anlıyorum ki ...

Firste dedi ki...

Hepimiz hep biraz aynıyız sanırım.
Çeşit çeşit aynılık akıyor üstümüzden